İş, Bilenindir: Girişimcilik Modelleri - “İklimlendirme Sistemlerinde Güncel Gelişmeler” Webinarı

İstanbul Kültür Üniversitesi Meslek Yüksekokulu (MYO) tarafından organize edilen “İş, Bilenindir: Girişimcilik Modelleri” webinar serisi, 3 Kasım 2020 Salı günü “İklimlendirme Sistemlerinde Güncel Gelişmeler” başlığında gerçekleştirilen söyleşi ile devam etti. Moderatörlüğünü Öğr. Gör. Berrak Köten, Öğr. Gör. Dr. Barış Safran ve Öğr. Gör. Burak Öçlü’nün üstlendiği webinarda Onaran Teknoloji Danışmanlık Kurucusu Uğur Otaran konuk oldu.

İnovatif ve Doğa Dostu Çalışmalar

Uğur Otaran kırk yıllık tecrübesiyle, iklimlendirme sektörünün bugünü ve geleceği üzerine değerlendirmelerde bulundu. Pandemi nedeniyle pek çok endüstri gibi sıkıntılı günler yaşayan sektörün bir öz eleştirisini yapan Otaran, klimaların virüs bulaşma riskini artırması iddialarına yanıt üretmekte geç kalındığını ifade etti. 

1983 yılından bu yana kendisine ait firmalarda iklimlendirme, soğutma, havalandırma ve beyaz eşya konularında proje, satış, dağıtım, servis, taahhüt, eğitim, proje danışmanlığı konularında faaliyet gösteren Otaran, iklimlendirme sistemleriyle yenilikçi uygulamaların sektördeki sürekliliğine vurgu yaptı. Gerçekleştirdikleri yakın tarihli yenilikçi çalışmalardan örnekler veren Otaran, bu konuda yeni eğilimin, ısıtma ve soğutmanın elde edilip aktarılması değil, mahallin içerisinde gerçekleştirilmesi biçiminde evrildiğini ifade etti. Meslek Yüksekokulumuz İklimlendirme Soğutma Teknolojisi programında öğretim görevlisi olarak da görev yapmış olan Kalite Yönetim Sistemleri, İklimlendirme Sistem Çözümleri ve Tasarım Kriterleri, İklimlendirme ve Soğutma Teknolojileri, Soğutma Sistem Tasarımı vb. konularda dersler veren Otaran, iklimlendirmenin aktarmaya gerek kalmadan mekânda elde edilebilmesini, soğutucu akışkanlara faz değiştirerek gerçekleştirebildiklerini açıkladı. Makedonya’da gerçekleştirdikleri bir projede, buna ek olarak sıcak suyun da elde edilmesini sağladıklarını ifade eden Otaran, bu sayede sistemin önemli ölçüde tasarruf sağladığını belirtti. 2013 yılında proje başladığında kendilerine kimsenin inanmadığını ancak şu anda bu sistemin oldukça yaygınlaştığını söyleyen Otaran, “böylece merkezi sistemin bölgesel ayarlanamama sakıncasını ortadan kaldırdık”, dedi. Yazın içeriyi soğuturken dışarı atılan ısıyı aktararak yaz dönemince sıfır maliyetle sıcak su elde edilebilmesine imkân veren proje için Otaran, sistemin bu haliyle, aynı zamanda ekoloji ve sürdürülebilirlik anlamındaki katkılarına dikkat çekti.

Ozon Jeneratör Sistemleri 

A grubu iş güvenliği uzmanı olup, bu alanda iklimlendirme firmalarına hizmet veren Otaran, pandemiyle mücadelede kullanılabilecek araçlardan biri olarak değerlendirilen ozon jeneratör sistemleri hakkında ayrıntılı bilgi verdi. 

1987 yılında Teknik Öğretmenler Derneği (T.Ö.D.) İstanbul Şubesini kuran ve çalışmalarını sürdüren Otaran, koronanın zarflı bir virüs olduğunu ve bozulmadığı sürece kolayca bulaşabildiğini (konak hücre reseptörünün viral zarfı tanıdığı protein parçasından dolayı) ifade etti. Aynı zamanda Teknik Eğitim Dergisi’ni çıkararak bu alanda yazı ve makaleler yayınlayan Otaran, bu anlamda, virüslerin üremesini ve yayılmasını engelleyen dezenfektan işlemleriyle, virüsü yok eden sterilizasyon işleminin arasındaki farka dikkat çekti. Halen TÖD Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi olan Otaran, dezenfektanın çözüm olmadığını ancak sterilizasyonun da çeşitli sakıncaları bulunduğunu açıkladı. Yaşam alanlarının içerde canlı yokken temizlenmesi halinde, ortam yaşama açıldığında her şeyin başa sardığını belirten Otaran, “üstelik alerji, zehirlenme gibi yan etkilere yol açan kalıntılar kalabiliyor” dedi. Bu anlamda diğer alternatif çözümleri de değerlendiren Otaran, UVC (güneş ışığının yapay canlandırılması) ışınlarınsa cilt kanserine kadar gidebilen bazı sakıncalar taşıdığını ifade etti. 2004 Yılında İklimlendirme Soğutma Eğitim Danışma ve Araştırma Derneğinin (İSEDA) kurucuları arasında yer alan Otaran, sakıncaları nedeniyle UVC’yi kapalı kanal içinde uygulamanın gündeme geldiğini ancak minimum hızın 4 m/sn. olmasından dolayı bu seçeneğin de bertaraf olduğunu belirtti. 

Pandemide Çözüm Arayışları 

1 gr. toprak parçası üzerinde 4 milyar virüs bulunabildiğini ifade eden Otaran, “dolayısıyla yapılan iş, dağın arkasındaki çok küçük bir hedefi ışın mızrağıyla vurmaya çalışmak gibidir”, dedi. İSEAD tarafından yapılan eğitim faaliyetlerinin yürütülmesinde aktif rol oynayan Otaran, lambayı 360 derece kullanmak gerektiğini, bunun da çok masraflı olduğunu ifade etti. Derneğin Türkak- MYK tarafından Akredite Kurum seçilmesinde etkin rol alan Otaran, hepsine razı olsak bile virüsün yüzeylere yapıştığını ve bu yolla bulaştığını, dolayısıyla bu yöntemlerin yaşam anında korumadığını açıkladı. 
Alternatifler arasında iyonik hava temizleyiciden de bahseden Otaran, tamamen farklı bir teknoloji olduğunu belirtti. Negatif iyonun havadaki tüm kiri ve bakterileri yere yapıştırdığını söyleyen Otaran, evde kullanımda halıda birikme ve dokunulduğunda tekrar bulaşma riskinin yüksek olduğunu açıkladı.

2017 yılına kadar İSEDA’nın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren Otaran, “iş güvenliğinin birinci amacı tehdidi yok etmektir, yoksa bloke etmek, bize ulaşmasını engellemektir, o da olmuyorsa çözüm, kişisel koruyucu donanım kullanmaktır”, dedi. Makedonya da Cevahir holding için yapılan 300.000 m²’lik Sky City Projesinin tasarımını ve danışmanlığını yapan Otaran, maske ve siperliğin virüsle mücadele etmediğini, sadece bize bulaşmasını o an için engellediğini ancak virüsün hızla yayılmaya devam ettiğini açıkladı. Sky City Projesinde atık su ve temiz su sistemlerinden, yangın ve ısıma/soğutma projesine kadar proje tasarımının tamamı kendisine ait olan Otaran, tüm bu arayışlardan sonra ozon çözümüne ulaştıklarını belirtti. 

Neden Ozon Çözümü? 

Danışmanlık alanında kullanılan teknolojilerin çevreye saygı ve enerji verimliliği açısından en verimli hale gelmesini hedefleyen Otaran, ozonun 5 ppm’in üstünde (milyonda 5 partikülün üstünde) insana zarar verdiğini, solunum yollarında ve akciğer hücrelerinde yanma gerçekleştiğini açıkladı. 2020 yılı itibari ile Ozon Jeneratörü imalatına başlayan Otaran, bu nedenle ortamlarda canlıları çıkarıp ozonlama yapıldığında tüm canlı mikroorganizmaların yok olduğunu anlattı. Birincil hedefi pandemi sürecinde virüsle mücadele etmek ve virüsü yok etmek olan Uğur Otaran, ozon jeneratörlerinin doğru dozajlama ve programlama ile kullanılmasının önemine dikkat çekerek yaşam ortamında günlük kullanımın, 0,1 ppm olması gerektiğini belirtti. İklimlendirme sistemlerinin doğru tasarımlar ile birleştirilerek yaşam alanlarında yüksek hava kalitesine sahip olması için çalışmalarına devam eden Otaran, söz konusu dozun, tehlike sınırının 50’de biri olduğuna işaret etti. Ozonun son derece kararsız, ilk karşılaştığı şeye doğru hareket etme ve yapışma eğiliminde olduğunu belirten Otaran, sonrasında virüsün dıştaki lipit zarını yarıyor, protein tabakasını bozuyor, RNA/DNA sarmalını parçalıyor ve yok ediyor”, dedi. Amerikan Soğutma Servis Mühendisleri Derneği (RSES) üyesi olan Otaran, “böylece kontrollü düşük-ozon verildiğinde hem virüs kalmıyor, hem de insanlara zarar vermiyor” dedi. 

Hedefler ve Gereklilikler

Pandemiyle mücadeleye ilişkin ilk üç hedeflerinin yaşam ortamları, çalışma ortamları ve toplu taşımacılık olduğunu belirten Otaran, böylece ekonominin tekerleğinin yeniden dönebileceğini ifade etti. Bu hedeflere ulaşabilmek için gereklilikleri ise iki maddede açıkladı:
-    Ozon konusunu iyi bilen ve sınırlara uygun çerçevede tutan algoritma ve 
-    Ortamı ölçüp jeneratöre geribildirim veren ve devam mı/tamam mı sonucuna doğru şekilde ulaşan bir sistem
Ozon jeneratörlerinin farklı kullanım amaçlarına yönelik olarak bireyler ve kurumlar için farklı büyüklüklerde modellerinin olduğunu belirten Otaran, farklı özellikler ve fiyat seçeneklerinin de söz konusu olduğunu açıkladı. Üretilen cihazların ölçümlenebilir, raporlanabilir ve her nerede olursanız olun kontrol edilebilir olmasından yola çıkan Otaran, ozon sensörlü kompleks ve profesyonel modellerin iklimlendirme cihazlarının içine monte edilerek klima çalıştığı anda devreye girdiğini anlattı. Bu anlamda, kontrol ve otomasyon cihazları ile ilgili de yoğun çalışmalar gerçekleştiren Otaran, nem miktarının, ozonun virüse etkisini artırdığını ifade etti. Amerikan Soğutma Mühendisleri Derneği (ASHRAE) üyesi olan Otaran, nem miktarı yükseldikçe cihazın ozonlama dozajını ayarladığını belirtti. İstenildiğinde veri kaydediciye (datalogger) bağlanarak bilgi alınabildiğini ifade eden Otaran, henüz çok yeni bir teknoloji olması sebebiyle biyosidal ürün kapsamına alınmadığını söyledi. Biyosidal ürünlerin, içerdikleri aktif madde ya da maddeler sayesinde zararlı olarak kabul edilen bakteri, virüs, mantar gibi mikroorganizmalar, hamam böceği, kene, karasinek, sivrisinek gibi böcekler, fare ve sıçan gibi kemirgenler üzerinde kimyasal veya biyolojik etki gösterdiğini belirtti.

Eksikler ve Yanlış Bilinenler

Ülkemizin sağlık sektörü ve iklimlendirme endüstrisi açısından özeleştirisini de yapan Otaran, sayıları giderek artan vakalar ve kaybedilen sağlık personeline dikkat çekti. Pandemiyle mücadelede oldukça başarılı olan Çin’deki uygulamalardan örnekler veren Otaran, temiz odaların virüsten değil, tozlardan arındırılmış ve içerisinde belirli oranda taze hava bulunan oda olduğunu vurguladı. Bu anlamda temiz odanın virüsle mücadelede önemli bir katkı sağlamadığını ve yüksek bir ek enerji maliyetine neden olduğunu belirten Otaran, yaz boyunca iklimlendirme cihazlarını bulaş tehlikesi nedeniyle kullanmadığımızı hatırlattı. İklimlendirme sektörünün buna bir yanıt bulamadığını ve zaman kazanmak için “bilimsel bir tespit olmadığı” argümanına yaslandığını ifade eden Otaran, “izlenen strateji yanlıştı” dedi. Temiz odalara ilişkin olarak “dışarısı mı temiz, içerisi mi temiz?” sorusunu yönelten Otaran, “evler temizse neden dışarıdan taze hava alıyoruz”, dedi. Virüsü yok edecek bir önlemimiz olmadıkça tehlikenin devam ettiğini, imhanın dışında güvenli bir ortam olmadığını belirten Otaran, süreci ne kadar uzatırsak, olasılığın o kadar arttığını ifade etti.

Hasta Bina Sendromu ve Bürokrasi

Teknoloji ve ekonomik gelişmelerle artık yoğun biçimde yüksek katlı binalarda ve kapalı ortamlarda vakit geçirdiğimizi belirten Otaran, havayı şartlandırdığımızı ancak taze havayla kirli havayı yer değiştirmek ve nemi ayarlamak konusunda yetersiz kaldığımızı ifade etti. Pandemi dışında, ozon jeneratörlerinin katkı sağlayabileceği bir diğer alan olarak hasta bina sendromuna da değindi. Otaran, ortamda nem azsa havanın en yakınından nemi çektiğini açıkladı. Nem ayarlanmazsa 28 derecede üşümenin mümkün olduğunu ve yazın “ağırlık çökmesi” olarak adlandırılan durumların yaşandığını anlattı. Bu nedenle, sadece ısıl şartlandırma değil, nem ve taze hava şartlandırmasının da gerekliliğini vurgulayan Otaran, “Ozonun ona da katkısı var.” dedi.

Ozon jeneratörlerinin yaygınlaşması noktasında test ve bürokrasiyle ilgili engellere takılındığını belirten Otaran, “ozonun hangi seviyede virüsü öldürdüğü, bilimsel olarak ortaya konmuş durumda, ancak karşımıza bürokrasi engeli çıkıyor. Virüsü yok ettiğimize dair test yok”, dedi. Ülkemizde teknik imkansızlıklar, bürokratik engeller ve zaman gecikmelerine değinen Otaran, yurtdışındaki test maliyetlerininse çok yüksek olmasından şikâyet etti: Aldığımız belge de zaten sonucunu bildiğimiz bir test sonucu.

Ozon jeneratörlerinin ihracatına ilişkin olarak Almanya, Bulgaristan, Ukrayna ve diğer Avrupa ülkeleri ve Orta Doğu pazarına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Otaran, ürünün, Türkiye’den önce Dubai’de yaygınlaşabileceğini ifade etti. 2018 yılından itibaren sektörün ihracat performansının düştüğüne dikkat çeken Otaran, ülkemizde imal edilen ürünlerin görece eski teknolojiler ve katma değeri düşük ürünlerden oluştuğunu belirtti. Döviz kurundaki dalgalanmalar ve inşaat sektöründeki krizlerin yanı sıra, güncel teknolojinin geç takip edilmesinin de etkili olduğunu iddia etti. Bu konuda Uzak Doğu ülkelerinin liderliğinin devam ettiğini söyleyen Otaran, yerli ürünlerimizin bazı parçalarının mecburen yurt dışından geldiğini dile getirdi. Yeni ve ileri teknolojilerle yüksek katma değerli ürünlerin üretimi ve ihracatının gerekli olduğunun altını çizdi.

Akıllı ve yeşil binalar gibi alandaki güncel kavramlara da değinen Otaran, arge faaliyetleri, yeni projeler ve mücadelenin devam ettiğini vurguladı. Yeni eğilimlerin sıfır enerjiyle binayı şartlandırmaya doğru kaydığını belirten Otaran, güneşten elde ettiği ısıyla önce buhar, sonra su ve elektrik enerjisi elde edilen, Bodrum Marina’da uygulanacak bir projeden örnekler verdi. Bu tip yenilikçi, yüksek katma değerli projelerin ekolojiye katkısının da büyük olması gerektiğini ifade eden Otaran, üniversite-kamu ve sanayi iş birliğinin önemi ve gerekliliğini de vurguladı.